Genel

BLACKSTAR: DAVID BOWIE

20 Ocak 2016
Cover

Girizgah şöyle olsun; kırmızı ve gri saçlı iki acayip adamın hikayesine hoşgeldiniz. Kimilerince korkunç, kimilerince garip ve kimilerince büyük bir efsane. Benim için efsane, evet. Müzik zevki göreceli bildiğiniz üzere ama bahsi geçen adam yalnızca bir müzisyen değil açık konuşmak gerekirse. Görüntü ve zaman dilimleri birbirinden çok farklı olsa da, bu iki imaj tek bir adama ait. Biri 26 yaşında diğeri ise 69 yaşında, değişen tek şey ise saç rengi ve çağın kendisi.

 

002_aladinsane_David Bowie’nin kim olduğundan bahsetmeme gerek yok. Müziğini dinlemeyen, bilmeyen insanlar bile onun 70’li yıllardaki ikonik imajına aşina. Hadi onu da bilmeyenler, ölümünün ardından onlarca çıkan haberden en az bir kez olsun adını duydu ve bu çılgın adam da kimdir acaba dedi… 08 Ocak 2016’da, (doğumgününde) Blackstar albümü ilk yayınlandığındaki heyecanım bu yazıyı yazmama sebep olur muydu bilinmez ancak 10 Ocak 2016’da ölüm haberini aldığımda giderken bile bize bir şeyler anlattığını hissederek, konunun üzerine eğilmiş buldum kendimi.

Details_insane
Bowie benim şimdiki yaşımdayken -ki bu 70’li yıllara tekabül ediyor- Glam Rock’ın temellerini atmış, Aladdin Insane albümü ile fırtınalar estirmiş ve farklı imajıyla kendini her dönemde güncelleyen bir müzik titanı haline gelmiş bile… Ben onu ilk tanıdığımda ise sadece 17 yaşındaydım. Nirvana‘ın coverladığı The Man Sold The World şarkısını çok sevmiş ve içten içe daha iyisinin olabileceğini düşünerek, David Bowie’ye ulaşmıştım. Hislerimde haklıydım, şarkının orijinali elbette David Bowie’ye aitti ve çok daha iyiydi.

 

Nasıl desem, aslında gerçekten “farklı”. Bunun kendi de farkında olacak ki  ve uzaydan gelmiş bir yıldız tozu olduğunu sahnedeki alter egosu “Ziggy Stardust” ile bize anlatmaya çalışmıştı. Cinsiyetsiz, androjen tavrı ve sahnedeki pandomim showlarıyla da yalnızca müziğin kendisine yetmediğini göstermiş apaçık. Bugün ödül almaya giderken “etten kıyafet” giyenlere burun kıvırıyor olmamın sebebi bazen kötü bir taklit projeden öteye gidemediklerini düşünmemdendir. Sanıyorum ki günümüzdeki bu çılgın showgirl / showman’ler efsaneleşemeyecek ve hiçbiri 70 yaşına merdiven dayadığında Bowie gibi bir müzikal dehaya dönüşemeyecek. Bu yalnızca benim öznel öngörüm… Kimse alınıp gücenmesin.

002_black_

Albümü baştan sona dinlemek bir yana, Blackstar ve Lazarus şaheserlerine çekilen video klipleri bile izlemek yetti bana. Aylardır kanserle boğuşan bir adamın, gitmeden önce son kez müzikten ve yaptığı işten yani “sanat”tan ne kadar keyif aldığını gördüm çünkü. Önce hayret ettim, sonra hayran oldum. Şarkılar günümüzün o kadar ötesinde ve lezzetli ki, işte David Bowie farkı demekten kendimi alamadım. Her seferinde farklı baharatlar ama yine o benzer tat. Güzel bir doz ile “jazz” enjekte edilmiş bir de albümün içine. Enfes. Blackstar’ı 2 ay öncesinde yayınladığı için sindirmiştim dinleye, izleye… Ama yaklaşık 10 gündür albümü hala sindirebilmiş değilim.

Details_Blackstar

Albümde, şarkılarda, video kliplerde, heryerde metaforlar o kadar yoğun kullanılmış ki çöz çözebilirsen. Bir kere ilk defa Bowie’nin olmadığı bir albüm kapağı, yalnızca siyah bir yıldız. Lazarus videosunun sonunda kendini dolaba kapatırken, aslında onun bir tabut olduğu “çat” diye kendiliğinden anlamamız, bize bunu anlatabilmesi, Blackstar’da  Major Tom’u bulması (Space Oddity şarkısında kaybolduğundan, Ashes to Ashes şarkısında ise kendisinden haber aldığından bahsettiği astronot karakteri). O kadar fazla sinyal ve tamamlanan hikaye var ki, aslında hayranları pek çok boşluğu tamamladı. Ben kaderin cilvesinden çok, ötenaziden şüpheleniyorum bu çılgın adamı göz önüne alınca. Bu albümle yalnızca mütevazi bir jübile yapmayı düşündüğünü pek sanmıyorum.

 

Gel gelgelelim yakıştırıyorum onun ölümü kucaklamasındaki olgunluğu ve mutluluğu. Bize geçmişten, olduklarından ve dönüşeceklerinden öylesine güzel bahsetmiş ki, 69 yaşında olduğunu unutturmayı başarmış. Yine zamansız, cinsiyetsiz ve milliyetsiz gibi sanki. Gerçekten ancak  uzaydan gelmiş bir yıldız başarabilir gibiydi bunları. Çünkü ben dünya üzerinde kendini bu kadar sıklıkla ve başarıyla yenileyen başka bir müzisyen tanımıyorum. Aslına bakarsanız bu adam dedemiz yaşında ve komplekslerden öylesine arınmış ve steril ki, kanserli haliyle saklanıp sessizce ölmek ve büyük törenlerle defnedilmek yerine, kamera karşısına geçip tüm gerçekliğini masal tadında anlatmış bize. Sonra da kendisini küle dönüştürüp, gerçek bir yıldız tozu (stardust) olmayı başarmış. Bilmiyorum belki de bu yazıyla ve çizdiklerimle bende ona veda etmek istedim, çünkü gerçekten etkilendim. Yalan yok üzülemedim, hayranlıkla uğurladım bu müthiş finali ve ayakta alkışladım.

micustarsane

Merak edenler, tüm albümü spotify listesinden dinleyebilsin diye aşağıya ekliyorum. Benim favorimi soracak olursanız, “Girl Loves Me” ★

You Might Also Like

2 Comments

  • Reply Eylül 5 Şubat 2016 at 14:47

    Tanışma yorumum, Ziggy Stardust’ın hala içimin sızladığı ve adı geçince yutkunduğum bu yazıyla olacakmış demek ki. Google plus grubumuzdan hemen atladım bloguna, çizimlerini, üslubunu, konularını pek sevdim. Öyle yazıdan yazıya atlarken ise, burada kalakaldım, gün zaten kapalı, ben zaten Bowie’yi hala üzüle üzüle dinliyorum. Anlattığın her şeye katılıyorum, gittiği gün ben de benzer bir yazıyla hayranlığımı dibine kadar yaşamış ve içimden vedalaşmıştım onunla. Dünyadan ayrılmayı seçmiş, buradaki vaktini tamamlayıp yeni bir gezegene yol almış gibi hissediyorum. Şimdi başka yazılarına ve çizimlerine yolculuk yapıyorum ben de :)

    • Reply Mrs Micu 5 Şubat 2016 at 20:46

      Güzel ve içten yorumun için çok teşekkür ederim. David Bowie özel biri, senin yazdıklarını da okudum az önce ve hislerini çok iyi anlayabildim… İlk yazıyı yazdığımda, “abarttım mı acaba?” diye sordum kendime ama görüyorum ki abartmamışım! Ayrıca ikimiz de Güzel Sanatlar’danmışız, belki de ondandır bu ortak görüşümüz ;)

    Leave a Reply